<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Air Agro &#8211; Air Agro Tarım Teknolojileri</title>
	<atom:link href="https://airagro.com.tr/author/air-agro/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://airagro.com.tr</link>
	<description>Türk Tarımının Parlayan Yıldızı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 00:16:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/cropped-airagro-logo-120-32x32.png</url>
	<title>Air Agro &#8211; Air Agro Tarım Teknolojileri</title>
	<link>https://airagro.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Merhaba dünya!</title>
		<link>https://airagro.com.tr/merhaba-dunya/</link>
					<comments>https://airagro.com.tr/merhaba-dunya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 00:16:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://airagro.com.tr/?p=1</guid>

					<description><![CDATA[WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://airagro.com.tr/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kenevir Yetiştiriciliği..</title>
		<link>https://airagro.com.tr/kenevir-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2021 03:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Aromatik Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik kenevir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=444</guid>

					<description><![CDATA[Cannabaceae familyasına ait olan kenevir tek yıllık bitkiler kategorisinde bulunmaktadır. Tüm dünyada esrar yapımında kullanılıyor olması ülkemizde kenevir yetiştiriciliği yapılmasının yasaklanmasına sebep olmuştur.

Kenevir esrarın dışında birçok endüstriyel kuruluş tarafından kullanılır. Sürekli olarak kullandığımız birçok ürünün üretiminde kenevire ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeple de ülkemizde kenevir yetiştiriciliği kontrollü olarak belirli illerimizde tekrardan başlatılmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Cannabaceae familyasına ait olan kenevir tek yıllık bitkiler kategorisinde bulunmaktadır. Tüm dünyada esrar yapımında kullanılıyor olması ülkemizde kenevir yetiştiriciliği yapılmasının yasaklanmasına sebep olmuştur.</strong></p>
<p><strong>Kenevir esrarın dışında birçok endüstriyel kuruluş tarafından kullanılır. Sürekli olarak kullandığımız birçok ürünün üretiminde kenevire ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeple de ülkemizde kenevir yetiştiriciliği kontrollü olarak belirli illerimizde tekrardan başlatılmıştır.</strong></p></blockquote>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1579" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-300x181.jpg" alt="" width="300" height="181" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-300x181.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-600x363.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-120x73.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-240x145.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-360x218.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1-480x290.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-1.jpg 620w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Ülkemizde 19 farklı ilde kenevir yetiştirilebilmektedir. Kenevir yetiştirmek isteyen kişilerin izin belgesi alması şarttır. Gerekli izinler alınmadan yetiştiriciliği yapılamaz.</p>
<p>Ülkemizde kenevir iplik ve kumaş yapımında sıklıkla tercih edilir. Özellikle kâğıt üretiminde de her zaman başvurulan bitkiler arasında yer almaktadır. Yapısında yer alan lifler oldukça güçlü olduğundan çuval ya da çanta gibi eşyaların üretiminde de kullanılmaktadır.</p>
<h2>Kenevirin Türleri Nelerdir?</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevir bitkisi kendi içerisinde çok sayıda farklı türe sahiptir. Ancak Türkiye’de uzun süre kenevir üretiminin yasak olması çeşitlerin büyük bir çoğunluğunun ülkemizde bulunmamasına sebep olmuştur.</strong></p></blockquote>
<p>Ülkemizde yetiştiriciliği yapılabilen kenevir çeşitleri erkek ve dişi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Erkek bitki ya da dişi bitki tohum aşamasında anlaşılamamaktadır. Yetiştiriciler genellikle bunu bilmeden tohumları satın alırlar.</p>
<p>Bitki belirli bir seviyeye geldiğinde türü anlaşılmaktadır. Ancak tohumların %60-6565’i dişi çıkar. Erkek oranı ise %35 seviyelerindedir.</p>
<p>Kenevir yetiştirmenin yasal olduğu Almanya gibi ülkelerde çeşit çok daha fazladır. Almanya’da 50 farklı çeşit kenevirin düzenli olarak üretimi gerçekleştirilmektedir.</p>
<h2>Kenevir İklim İsteği</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevir üretiminin farklı iklimlerde yapılabildiği bilinmelidir. Ancak bu iklimlerin belli başlı özellikleri barındırması şarttır. İlk olarak kenevir bitkisi her zaman nemin yüksek seviyede olduğu iklimleri tercih eder. Yağış miktarı 700 mm. altında ise kenevir yetiştiriciliği mümkün olmayacaktır. Yetiştirilse dahi verim alınamaz.</strong></p></blockquote>
<p>Sıcaklıkların çok düşük seviyelere indiği yerlerde kenevir yetiştirilemez. Sıcaklık değerleri -5 °C altına indiğinde kenevir donar ve gelişimi durur. Sıcaklıkların bu seviyelere inmediği alanlarda yetiştirilmesi ya da çok özel önlemlerin alınması gerekmektedir.</p>
<p>Kenevirin kullanıma hazır hale gelmesi 4 aylık bir süreci kapsamaktadır. Hava sıcaklıkları ne kadar yüksek seviyede olursa kenevir üretimi o kadar kısa süre içerisinde tamamlanacaktır.</p>
<h2>Kenevir Toprak İsteği</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevir ekiminin yapılacağı topraklar da son derece önemlidir. Her zaman organik madde bakımından zengin toprakların tercih edilmesi gerekli olur. Toprağın pH değerinin 7-7,5 aralığında olması durumunda kenevir çok iyi seviyede gelişir.</strong></p></blockquote>
<p>Toprağın daha verimli olması için genellikle dere ve çayların geçtiği bölgelerde yetiştiriciliği yapılır. Ancak gübreleme işlemleri ile birlikte toprağın eksik olan mineralleri tamamlanabilmektedir. Farklı toprak türlerinde yetişebildiği için ilk olarak analizlerin yapılması ve topraktaki eksik maddelerin belirlenmesi gerekir. Buna göre yapılan gübreleme ile yüksek verimle kenevir yetiştirilir.</p>
<p>Toprakların derin sürülmesi son derece önemlidir. Derin sürülmeyen topraklarda verim istenmeyen seviyelere düşer.</p>
<h2>Kenevir İçin Ekim Yerinin Hazırlanması</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevirin ekim işlemleri için toprağın hazır hale getirilmesi gerekmektedir. Toprakta herhangi bir işlem yapılmadan direkt olarak kenevirin ekilmesi söz konusu olmaz. Kenevir bitkisinin yetiştirilmesi için toprağın derin bir şekilde sürülmesi gerekli olacaktır.</strong></p></blockquote>
<p>Yaz ayları çok kurak geçerse sonbahar aylarında derin sürme işlemi gerçekleştirilmelidir. İlkbahar aylarına gelindiğinde toprak üzerindeki otların temizlenmesi ve sonrasında tekrardan sürüm işlemlerinin yapılması gerekir. Bu şekilde toprak yumuşayacak ve kenevir için uygun bir hale gelecektir.</p>
<p>Büyük toprak birikimleri söz konusu ise bu birikimlerin dağıtılması gereklidir. Dağıtıldıktan sonra toprak tesviye edilir ve ekime hazır bir hale gelir. Kenevir nasıl ekilir sorusunun ilk aşaması bu şekilde tamamlanmaktadır. Sonrasında ekim işleminin kendisine geçilir.</p>
<h2>Kenevir Ekim İşlemi</h2>
<blockquote><p><strong>Endüstriyel kenevir üretimi için ekim işlemleri ilkbahar aylarında yapılmaktadır. İlkbahar aylarında yaşanan donlar kenevire ciddi zararlar verir. Bu sebeple de donların bittiğinden emin olunması ve bu şekilde ekimin yapılması gerekir. Genellikle Mart ayları ekim işleminin gerçekleştiği aylar olacaktır. Kenevirin toprağın yalnızca 2-3 cm. derinliğine dikilmesi yeterli olacaktır.</strong></p></blockquote>
<p>Ekim işlemlerinde mibzer kullanımı önerilmektedir. Bu sayede ekim işlemi sıralı ve çok düzgün bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Ekim işleminin yapılmasında iki farklı amaçtan bahsedilebilir. Kenevir lifi ya da tohumu üretimi yapılmaktadır. Lif üretimi ile tohum üretiminde ekim işlemleri farklı şekillerde yapılmaktadır.</p>
<h3>Lif Üretimi İçin Ekim İşlemi</h3>
<blockquote><p><strong>Lif üretimi yapılacaksa ekim işlemindeki aralıkların 20-25 cm. olması gereklidir. Tohum üretiminde bu mesafe daha fazla olacaktır. Lif ekiminin daha sık yapılmasındaki amaç lif miktarının yükselmesidir.</strong></p></blockquote>
<p>Aralıklar ne kadar düşük olursa lif miktarı o kadar artar. Ancak bu mesafeden daha aza düştüğünde farklı sorunlar ortaya çıkabildiğinden uygun mesafe olarak 20-25 cm. belirlenmiştir. Lif üretimi amaçlandığında 1 dekarlık alana 7 ila 9 kg. tohum ekimi gerçekleştirilmelidir.</p>
<h3>Tohum Üretimi İçin Ekim İşlemi</h3>
<blockquote><p><strong>Tohum üretiminde aralık miktarı 30-40 cm. olmalıdır. Yakınlığın lif üretimini arttırması gibi uzaklık da tohum üretimini arttırır. Bitkilerin birbirlerinden uzak olması dallanmayı arttıracaktır. Daha çok dallanan kenevirlerde elde edilen tohum miktarı da artış gösterir. Tohum üretilirken dekara 4-5 kg. tohum ekilmesi yeterli olacaktır.</strong></p></blockquote>
<h2>Kenevir Gübreleme İşlemi</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevir toprakta yer alan mineralleri adeta sömüren bir bitkidir. Sürekli olarak toprakta yer alan mineralleri kullanmaktadır. Bu sebeple de kenevir yetiştiriciliği yapılırken toprağın her zaman gübreleme işlemi ile daha zengin bir hale getirilmesi gerekir.</strong></p></blockquote>
<p>Gübreleme işlemlerinin ilk aşaması toprağın sürüldüğü dönem olan sonbahar aylarıdır. Bu dönemde doğal gübre toprağa verilir. İlkbahar aylarının gelmesi ve kenevir ekiminin başlamasının ardından azotlu gübreler toprağa verilmeye başlanmaktadır.</p>
<p>Gübreleme işlemleri sırasında her bir dönüm için 2-3 ton kadar doğal gübreye ihtiyaç duyulmaktadır. Suni gübre ise 10-12 kg. kadar kullanılırsa yeterli olur. Gübrelerin net kullanım miktarları için toprak analizinin yapılması gerekli olacaktır.</p>
<h2>Kenevir Bakım İşlemi</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevir ekimi serbest olan bölgelerimizde yetiştiriciliği yapılırken bakımının da çok iyi bir şekilde yapılması gerekmektedir. kenevir ekimi gerçekleştikten sonra çapalama işlemlerinin ve sulamanın düzenli olarak yapılması şarttır. Yapılan sulama işlemleri bitkinin ihtiyaç duyduğu suyu elde etmesini sağlarken çapalama ile yabancı otlardan kurtulup daha rahat büyümesi sağlanmaktadır.</strong></p></blockquote>
<p>Kenevir yetiştiriciliğinde ilk çapalama işlemi bitki 5-10 cm. uzunluğa ulaştığında yapılmaktadır. Bitki 25-30 cm. boyuna geldiğinde ise ikinci çapalama işlemi gerçekleşecektir.</p>
<p>Erkek ya da dişi kenevirin su ihtiyaçları farklı değildir. Her ikisinin de sulanması gerekir. Çok kurak olmayan alanlarda 1 defa sulanması dahi yeteri olur. Ancak kural bölgelerimizde 3-4 defa sulanması gerekebilir.</p>
<h2>Kenevir Hasat İşlemi</h2>
<blockquote><p><strong>Kenevirden yüksek oranda kar elde edebilmek için doğru zamanda hasat işleminin yapılması gerekmektedir. Dişi kenevir erkek kenevire göre daha geç olgunlaşmaktadır. Eğer tam olgunlaşmadan hasat edilirse ciddi kayıplar söz konusu olabilir.</strong></p></blockquote>
<p>Erkek kenevir ekim işleminin üzerinden 100 gün geçtikten sonra hasada hazır hale gelmektedir. Dişi kenevirin ise bu dönemde 3-4 haftalık daha olgunlaşma süreci bulunmaktadır. Erkek kenevirlerin hasat dönemi beyaz toz bulutundan anlaşılmaktadır. Toz bulutunun oluşumundan 1 hafta sonrasında erkek kenevir hasadı yapılabilir.</p>
<p>Lif hasadı tohum hasadına göre daha erken yapılır. Geç kalındığında lifler sertleşeceğinden istenen ürün elde edilmez. Geç dönemde tohum hasadı yapılabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lavanta Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/lavanta-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2021 02:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Aromatik Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[lavandula]]></category>
		<category><![CDATA[lavanta]]></category>
		<category><![CDATA[lavanta üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[lavanta yetiştiriliciği]]></category>
		<category><![CDATA[organik lavanta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[Lavanta, ya da Latince bilinen adıyla Lavandula, ballıbabagiller familyasına ait olan Akdeniz kökenli çeşitli bitki türlerinin geneline verilen addır. Lavanta Akdeniz çevresinden okyanus adalarındaki ülkelere kadar pek çok yerde görülebilen ve yetiştirilen bir bitki olup, bu bitki ailesine mensup olan bitkilerin genel özelliği çalı görünümlü, toplu başağı andıran; mavi, morumsu ya da kırmızıya çalan renklerde açtığı bilinmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Lavanta, ya da Latince bilinen adıyla Lavandula, ballıbabagiller familyasına ait olan Akdeniz kökenli çeşitli bitki türlerinin geneline verilen addır. Lavanta Akdeniz çevresinden okyanus adalarındaki ülkelere kadar pek çok yerde görülebilen ve yetiştirilen bir bitki olup, bu bitki ailesine mensup olan bitkilerin genel özelliği çalı görünümlü, toplu başağı andıran; mavi, morumsu ya da kırmızıya çalan renklerde açtığı bilinmektedir. Lavanta bitkisi genel olarak dağlarda ve 1000 ile 1800 metre arasında yetişmektedir.</strong></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-1596" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-262x300.png" alt="" width="534" height="611" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-262x300.png 262w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-105x120.png 105w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-209x240.png 209w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-314x360.png 314w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1-419x480.png 419w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/lavanta-1.png 450w" sizes="(max-width: 534px) 100vw, 534px" /></p>
<p>Tarlalarındaki o muhteşem görüntü ile adeta görsel bir şölen sunan ve kurutularak dolaba konulduğu takdirde kıyafetleri böcek vb. durumlardan koruyan bir etkisi olan lavanta; çay ve yağ olarak da tüketilebilir ve böyle tüketildiği takdirde sağlığa sayısız faydaları da mevcuttur. Bir başka lavanta türü olan İngiliz Lavantası denen türden ise genel olarak boyacılık adına esans elde edilir. İşte bu ve buna benzer çeşitli şekillerde kullanılan lavanta pek çok alanda değerlendirilen bir bitki olarak çok yönlülüğüyle öne çıkmakta ve tercih edilmektedir.</p>
<h2>Lavanta Faydaları</h2>
<blockquote><p><strong>Güzel kokusuyla tanıdığımız lavanta bitkisinin yağdan çaya kadar pek çok kullanım şekli mevcut. Bu kullanım şekilleriyle birlikte yüzyıllardır şifa amacıyla da kullanılan lavantanın sağlığa faydaları say say bitmeyecek vaziyette. Gelin biz de lavantanın nasıl yetiştirilebileceğiyle alakalı detaylara geçmeden önce bu sayısız faydalardan bazılarına göz atarak konu hakkında daha iyi bilgi sahibi olalım.</strong></p></blockquote>
<ul>
<li>Beyinde oluşan bazı hasarların uyku problemlerine yol açtığı ortamda, yatmadan önce boynunuza ve bileklerinize uygulayacağınız lavanta yağının içerisindeki sakinleştirici maddeler sayesinde ilgili hormonların salınımını arttırarak rahat bir uyku uyumanıza sebep olur.</li>
<li>İçerdiği çözücü madde sayesinde depresyona iyi gelişiyle tanınan lavanta, sinir hücrelerini sürekli olarak yenileyerek stres ve sinirlilik gibi psikolojik durumların ortadan kalkışına yardımcı olur.</li>
<li>Kozmetik ürünlere alerjiniz varsa, lavanta kullanarak doğal yollu parfümler elde edebilirsiniz. Bunun yanında lavantayı cildi güneşten koruyucu ve dudak kremi olarak da kullanabilirsiniz.</li>
<li>Mevsim geçişlerinde yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı gelişen enfeksiyonların vücuttan atılmasını sağlar. Yutkunma zorluğu ve boğaz şişliği gibi durumların giderilmesinde yardımcı olur.</li>
<li>Protein eksikliği sebebiyle oluşan kas ağrılarını giderir. Ayrıca lavanta masajıyla kaslarınızda oluşan ödemi atabilirsiniz.</li>
<li>Antioksidan içeriği sayesinde zararlı hücreleri vücuttan atar ve böbrekleri çalıştırarak taş oluşumunu engeller.</li>
<li>Banyo yapılırken suya eklenen lavanta yağı vücut ağrılarını azaltır ve düzenli kullanımda kan basıncını dengeler.</li>
</ul>
<h2>Lavanta Nasıl Yetiştirilir</h2>
<blockquote><p><strong>Lavanta yetiştirmek dikkat ve özen gerektiren bir iş olarak, yüksek kar getirisi ihtimali için yetiştirilmesi sürecinde uyulması gereken püf noktalardan ve yönlendirilmelerden kesinlikle kaçınılmamasını gerektirir.</strong></p></blockquote>
<p>60 santimetreye kadar boylanabilen ve haziran, temmuz aylarında çiçek açan çok yıllık bir bitki olarak karşımıza çıkan lavantanın kökleri 60 santimetreye kadar inebilmektedir. Toprak yönünden çok seçici olmayan bir bitki olan lavanta, yine de kuru, hafif ve kireci bol olan toprakları daha çok sevmektedir. Özellikle toprağın derin kısımlarında rutubetin oluşu lavantanın gelişiminde yardımcı etkide bulunur.</p>
<p>Soğuklara çok dayanıklı olmayan lavantanın buna rağmen Orta Avrupa kışını geçirebilecek dirençte bazı türleri de bulunmaktadır. Doğru sıcaklık ve yetiştirme koşulları uygulandığı takdirde lavantanın çimlenme süresi 21 gündür.</p>
<p>Peki doğru yetiştirme koşulları nasıl uygulanır? Lavanta üretimi generatif ve vegetatif olmak üzere iki ayrı yolla gerçekleştirilebilmektedir. Vegetatif üretim yan bitki türleri ve yaşlı bitkilerden elde edilen çeliklerle yapılırken generatif üretimde tohumlar kullanılmaktadır. Uygulamada üretimin genellikle generatif tarzda yapıldığı da bilinmesi gereken bir gerçektir.</p>
<p>Generatif yetiştiriciliğin de kendi içerisinde iki ayrı şekilde yapıldığını söylemekte yarar var. Bunların ilki olan tohumun direkt olarak ekilmesi yöntemi, lavanta tohumunun çok küçük olması nedeniyle öncesinde detaylı bir toprak hazırlığı gerektirdiğinden dolayı pek uygulanmamaktadır. Bu olumsuz koşullar oluşturabilen nedenlerden ötürü generatif üretimde daha çok fideleme yöntemi tercih edilmektedir.</p>
<p>Bu fideleme yönteminde fidelerin düzgün şekilde elde edilebilmesi için ilk olarak tohumların yastığa ekilmesi gerekmektedir. Yararlı bir yastığın hazırlanması için iyi elenmiş bir toprağın, yanmış hayvan gübresinin ve kumun doğru oranda karıştırılması gerekmektedir. Bu düzene uygun şekilde hazırlanan harçlarla yastıklar doldurulur ve bu yastıklara lavanta tohumları ekilir.</p>
<p>Lavanta ekimi yapıldıktan tahmini 4-5 hafta sonra bitkiler baş göstermeye başlarlar. Kendilerini gösteren fidelerin sera koşullarında şaşırtılmaları önem taşımaktadır. Fideler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra önce dış koşullara alıştırılmalı ardından ise ekim yapılacak toprağa şaşırtılmalıdır.</p>
<p>Tabii ki tohum gibi toprağın da ekim işlemine hazırlanması oldukça önemlidir. Sonbaharda pullukla yapılabilecek olan toprak düzenleme işlemi, gerekli görüldüğü takdirde ilkbaharda yine pulluk veya diskaro ile sürülmeli ve tırmık ile çekilmelidir. Bunlar uygulandığında toprak hazırlığı tamamlanmış sayılabilir.</p>
<p>Dikimi hemen bu işlemlerin peşine yapabileceğiniz gibi, hazırlamış olduğunuz tarlaya ark açma pulluğu vasıtasıyla doğru sıra mesafesinde arklar açarak, fidelerin sulanması işlemine oldukça büyük kolaylıklar sağlayabilirsiniz. Yine de bulunduğunuz bölgedeki tarlanızda düzenli ve yeterli bir yağmurlama sisteminiz varsa bu şekilde ark açmanıza da gerek yoktur.</p>
<p>Dikimde çoğunlukla plantuvarın kullanılmasını öneririz ve dikimin hemen sonrasında can suyu verilmesi büyük önem taşır. İlk yıl kısa saplarla kendini gösteren ve oldukça yavaş ilerleyen büyüme, esasen kendini ikinci yıldan sonra göstermeye başlar ve verimini o şekilde arttırır.</p>
<p>Tarlaya dikim ise genel olarak literatürde 40’a 30 santim ile 40’a 40 santim olarak tarif edilmekte ve buna göre uygulanmaktadır.</p>
<p>Lavanta dikimi yapılan tarlada uzun bir süre toprak düzenlemesi yapılamaz. Bu nedenden dolayı ekim yapmadan önce tarlanızı derin bir temizliğe tabi tutmanız gerekmektedir. Tarlanızın yabancı otlardan tamamen arındırılmış olması sağlıklı bir üretim süreci ve tarlanın genel verimliliği için oldukça kritik bir önem taşımaktadır. Toprak belli ölçülerde havalandırılmalı ve çapalanması ihmal edilmemelidir.</p>
<p>Lavanta için önem arz eden bir diğer bakım işlemi ise gübrelemedir. Lavantanın toprakta bolca kireç ve organik madde bulunmasına yönelik ihtiyacını takviye gübrelerle tamamlamak verimli bir yetişme süreci için oldukça önemlidir. Bu nedenle lavanta ekilen bölgenin 2-3 yılda bir ahır veya kompost gübreleme ile gübrelenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Tüm bu işlemleri ve püf noktaları doğru şekilde uyguladıktan sonra, artık hasat için doğru zamanı bekleme evresine geçebilirsiniz. Uygun zamanın geldiğini yan dallardaki ve orta saptaki başaklar çiçeklendiğinde anlayabilirsiniz. Lavantanın hasat zamanı genellikle çiçeklenme dönemi olarak belirtilmektedir.</p>
<p>Lavanta hasadı ise başaktan yaklaşık 10 santimetre kadar aşağıdan orakla kesme işlemiyle yapılmalıdır. Lavantanın yapısından dolayı hasatın birkaç defada tamamlanması gerekmektedir. Hasat elle yapılabilir ve eğer elle toplama tercih edilecekse hasadın sabahın erken saatlerinde yapılması gerekmektedir. Çünkü güneşin doğumundan sonra lavantanın bal arılarını en çok çeken bitkilerden birisi oluşu işinizi bu noktada oldukça zorlaştırabilir.</p>
<p>Lavanta çiçeklerini kesinlikle güneşte kurutmamak gerekir. Güneşte kurutulması renginde ve aromasında bozulmalara sebep olmaktadır. Sapları ile hasat edilmiş lavantanın saplarının ayrılması kurutma işleminin ardından yapılmalıdır ancak eğer lavanta endüstriyel yağ üretimi için kullanılmak üzere yetiştirilmişse, saplarının ayrılması gibi bir zorunluluk söz konusu değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayçiçeği Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/aycicegi-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 02:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hububat]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ayçiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[ayçiçeği üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[ayçiçeği yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik ayçiçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=439</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde Günebakan olarak da bilinen Ayçiçeği, ya da Latince bilinen adıyla Helianthus Annuus, genellikle çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen bir sarı çiçekli tarım bitkisidir. Bu kullanım alanlarındaki vazgeçilmezliği sebebiyle ayçiçeği dünyada ve Türkiye’de en önem arz eden yağ bitkilerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde daha çok Trakya Bölgesi’yle özdeşleşen ayçiçeğinin üstündeki çekirdekler de fabrikada işlenerek yemiş olarak değerlendirilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Ülkemizde Günebakan olarak da bilinen Ayçiçeği, ya da Latince bilinen adıyla Helianthus Annuus, genellikle çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen bir sarı çiçekli tarım bitkisidir. Bu kullanım alanlarındaki vazgeçilmezliği sebebiyle ayçiçeği dünyada ve Türkiye’de en önem arz eden yağ bitkilerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde daha çok Trakya Bölgesi’yle özdeşleşen ayçiçeğinin üstündeki çekirdekler de fabrikada işlenerek yemiş olarak değerlendirilir.</strong></p></blockquote>
<p>Buna rağmen ayçiçeğinin en yoğun kullanım şekli yağ formudur. Türkiye’de de genellikle bu şekilde kullanılmaktadır. Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ekiminin ve yağ üretimimizin en az %70’i Trakya ve Marmara’da gerçekleşmektedir. Bu veriler ışığında Türkiye’nin kendi ayçiçeği ihtiyacını karşıladığı söylenebilir.</p>
<p>Peki ayçiçeğinin faydaları ve insan sağlığına olumlu etkileri nelerdir? Ayçiçeği yetiştiriciliğiyle alakalı detaylı bilgilere geçmeden önce ayçiçeğinin yararlarından bahsedersek bu ürünün ekimini yapıp yapmama konusunda aklınızda olan soru işaretlerinin giderilmesine yarar sağlamış olabiliriz.</p>
<h2>Ayçiçeğinin Faydaları</h2>
<blockquote><p><strong>Papatya ailesine ait olan ayçiçeği en çok yağı çıkartılan besin olmasıyla dikkati çekmektedir. E vitamini deposu olan ayçiçeğinin insan sağlığına pek çok faydası bulunmaktadır. Alternatif tıpta da kullanılan ayçiçeğinin çayı ve kremi de yapılmaktadır. Peki ayçiçeğinin faydaları nelerdir? Gelin birlikte göz atalım.</strong></p></blockquote>
<ul>
<li>Antioksidan içeriği sayesinde ayçiçeği bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu virüs ve bakterilerden arındırmaktadır.</li>
<li>İçerdiği şeker, kan şekerine yönelik olumsuz bir etki oluşturmadığından dolayı şeker hastalarının da gönül rahatlığıyla tüketebileceği bir besindir.</li>
<li>Barındırdığı yüksek miktardaki fosfor kemik ve kas sağlığına büyük faydalar sağlamaktadır.</li>
<li>Ayçiçeğinin barındırdığı E vitamini vücut sağlığına önemli katkılar sağlamaktadır. Eksikliği durumunda ciltte deformasyonlardan saç dökülmesine pek çok şekilde kendini gösterebilen E vitamini için Ayçiçeği bir depo gibidir diyebiliriz.</li>
<li>Sinir hücrelerini yenileyici özelliği, baş ağrısı, depresyon ve yorgunluk gibi durumları önleyici bir etkide bulunur.</li>
<li>Sinir hücreleriyle birlikte beyin hücrelerini de yenileyen ayçiçeği hafızayı güçlendirerek beyin sağlığına da olumlu bir etkide bulunur.</li>
<li>Üst solunum yolu hastalığı olarak ortaya çıkan yüksek ateş ve öksürük gibi problemlerin önüne geçer ve balgam oluşumunu engeller.</li>
<li>Posalı bir besin oluşu hasebiyle bağırsakları temizler ve kabızlık gibi durumların oluşmasına mani olur.</li>
</ul>
<h2>Ayçiçeği Nasıl Yetiştirilir?</h2>
<blockquote><p><strong>Dünyanın ve ülkemizin önemli yağ bitkilerinden olup çoğunlukla yağlık olarak yetiştirilen ayçiçeği tarımının dünya üzerindeki üretimi 23 milyon ton barajını aşmış vaziyettedir. Türkiye de bu noktada üretim ve ekim alanı anlamında ilk 10 ülke arasındadır. Peki ekonomik bir bitki olan ve çok uzun zamandır yetiştiriciliği yapılan ayçiçeğinin üretimindeki püf noktalar nelerdir?</strong></p></blockquote>
<p>Öncelikle ayçiçeğinin iklim ihtiyacıyla başlayalım. Ayçiçeği, 100 ile 150 günü bulan yetişme süresi boyunca 2600 – 2850 derecelik toplam toprak sıcaklığı ihtiyacı duymaktadır. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması, diğer bitkilere nazaran kuraklık ve tuzluluk gibi etkilerden daha az zarar görmesine olanak sağlar. Her türlü toprakta yetişme kolaylığına sahip olmasına rağmen, toprak isteği olarak pH değeri 6.5 ile 7.5 arasında seyreden iyi drenajlı topraklar yetişmesi için çok daha uygundur.</p>
<p>Ayçiçeğinin çimlenmesi için toprağın en az 8-10 derecelik bir sıcaklığa sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle genelde ülkemizdeki ekimi Mart ayının sonları ile Mayıs ayının ortaları arasında gerçekleştirilmektedir. Soğuğa da dayanıklı olan ayçiçeği, genellikle ilk donlardan 4-6 yapraklı devrelere kadar zarar görmemektedir, ancak ısının 4 derece altına düşmemesi gerekmektedir. Ayçiçeği bu durumda büyük zarar görebilmektedir.</p>
<p>Ayçiçeği ekileceği zaman ise ilk olarak dikkat edilmesi gereken husus iyi bir tohum yatağı hazırlanmasıdır. İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, hava akışlı taneyi tek tek bırakan yöntemle ekim yapılmalıdır. Ekim öncesinde yabancı ot ilaçlaması yapmanızda herhangi bir sıkıntı yoktur. Ancak bu durumda toprak iyice karıştırılmalı ve ekim öncesinde 2 gün beklenerek toprağın ilacı iyice yemesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Bunun yanında yabancı otlarla mücadele için bitkiler 25-30 cm arasına ulaştığında çapa makinesi yardımıyla ara çapasının yapılması bitkinin sağlıklı gelişiminde faydalı olacaktır. Ayçiçeğinde problem yaratan yabancı otlar genellikle pıtrak, hardal, kaz otu, papatya ve sarmaşıktır.</p>
<p>Bunlarla beraber dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli unsur hibrit seçiminde göz önüne alınacak kriterlerdir. Bu noktada üreticinin dikkat etmesi gereken ilk nokta tohumluğun fiyatı ve verim potansiyeli durumudur. Ekeceğiniz çeşidin ekim yapacağınız bölgede gözüken hastalıklara karşı tutumu da seçim sürecinde göz önünde bulundurmanız gereken noktalardan bir tanesidir.</p>
<p>Ekilecek olan çeşitlerin yüksek kaliteye ve yüksek bir çimlenme yüzdesine sahip olması, hastalıklardan ve yabancı otlardan korunmasının yüksek olması oldukça önemlidir. Çeşidin rüzgara dayanıklı bir sapa sahip olduğunu belirleyip, toprak analizinizi doğru ve güvenilir bir şekilde yaptırdıktan ve yörenize uygun verimli hibrit tohumluğunu seçtikten sonra artık ekim yapmak için hazırsınız diyebiliriz.</p>
<p>Yağışlardan sonra esen sert rüzgarların bitkilerde birtakım eğilmelere neden olduğu bilinmektedir. Özellikle uygun olmayan toprak ve iklimlerde iri tohumların tercih edilmesi dekara atılacak tohumluk miktarını arttırdığı için ek maliyet oluşturacağından tavsiye edilmemektedir. Bu nedenle orta büyüklükteki tohumlara yönelmeniz sizin açınızdan daha verimli olacaktır.</p>
<p>Yapılan birtakım araştırmalara göre sıra arası 70 cm olan ve sıra üzerinin de 30 – 35 cm’lik mesafeye sahip olduğu bir ekim sıklığı uygulanarak 4500 – 5000 arasında bitki adedinin yüksek verim ortaya koyduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Ayçiçeği topraktan yüksek miktarda beslendiğinden dolayı üst üste ayçiçeği ekimi toprağın besin değerlerini sekteye uğratacağından bundan kaçınılmalıdır. Bu yüzden genellikle, özellikle kurak alanlarda, tarımcılar tarafından buğday – ayçiçeği ekim sırası uygulanmakta ve tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Pek çok bitki gibi ayçiçeğinin de düzgün gelişebilmek için 16 elemente ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Bu elementler arasında hayati olan hidrojen, oksijen ve karbon gibileri havadan edinen ayçiçeği bitkisi; azot, fosfor ve kükürt gibi elementlerin eksikliğini hissedebilir. Özellikle yoğun yağış alan bölgelerdeki topraklarda magnezyum, potasyum ve kalsiyum eksikliği görülebilmektedir.</p>
<p>Buna bağlı olarak, bu eksik elementler 8 kilogramlık saf azotlu gübrenin toprağa eklenmesiyle elde edilebilmektedir. Yine de toprağın sulu olduğu koşullarda bu miktarı arttırmak gerekebilir. Gübre uygulamasını toprağı iyi şekilde tahlil ettikten sonra yapmak büyük önem arz etmektedir. Aksi halde sıkıntı yaşam ihtimaliniz son derece yüksektir.</p>
<p>Ayçiçeği bitkisi kuraklığa dayanıklı bir bitki olarak suya o kadar da ihtiyaç hissetmez. Ayçiçeğinin gelişme dönemi sırasında ihtiyaç duyduğu su oranı yaklaşık 700-800 mm civarındadır. Bu nedenle eğer normal yağışlarla ihtiyaç arasında fark oluşursa, farkın mutlaka sulama suyuyla tamamlanması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Ayçiçeğinin suya en çok ihtiyaç duyduğu dönem çiçeklenme dönemidir. Eğer ayçiçeğinizin çiçeklenme dönemine girdiği sırada bölgenizde yağış eksikliği varsa bu eksikliği sizin sulama yoluyla kapamanız gerekecektir. Özellikle sulanan alanlarda dekara verilen bitki sayısı ile gübre miktarını belli oranda arttırmak gelişimin verimini de yükseltme açısından faydalı sonuçlar doğuracaktır.</p>
<h2>Ayçiçeği Hasadı</h2>
<blockquote><p><strong>Ayçiçeği tablanızın arkası ve tabla kenarında bulunan yaprakların en az yarısı kahverengi renge dönüştüğünde; genellikle çiçeklenmeden 1 – 1.5 ay sonra ayçiçeği bitkileri fizyolojik erginliğe erişirler. Buna rağmen hasat yapabilmek için tüm yaprakların kahverengine dönmesi ve tanelerin nem oranının %10’un altına düşmesi muhakkak gereklidir.</strong></p></blockquote>
<p>Buğday hasadı sırasında kullandığınız biçerdöverlerinizi sadece tabla değişikliğiyle ayçiçeği hasadına da uygun hale getirebilirsiniz. Bu hasat toplama işlemi sırasında yaşanacak %3’lük bir hasat kaybı normal sınırlar içerisinde kabul edilebilir yalnız gereğinden fazla hızlı gidilmesi durumunda %15-20’lere ulaşan bir hasat kaybının söz konusu olabileceğini de unutmamak gerekir.</p>
<p>Zamanında yapılmayan hasat bazı çeşitlerde tane dökülmesine kadar gidebileceğinden ayçiçeği hasadını bekletmemek büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde Mayıs ortasına kadar ekilen ekinler genelde Eylül ayı başlarında hasat edilebilmektedir. Bu da ortalama 130 günlük bir gelişme sürecine tekabül eder. Tabii bu periyodun uzunluğu mevsimsel durumlara, yağış ve nem oranına ve toprağın besin değeri durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir.</p>
<p>Düzgün ve sıkıntısız bir depolama süreci için tanelerin nem oranının %10’un altında olması ve temiz olmaları gerekmektedir. Buna uyulmadığı takdirde hastalıklar ve zararlı faaliyetler toplanan ürüne büyük zararlar verebilme ve emeklerinizi heba edebilmektedir.</p>
<p>Verilen emeklerin boşa gitmemesi ve hasat edilen ayçiçeklerinin en doğru şekilde saklanarak üretime alınması için; tanelerin depolandığı alanlar sık sık havalandırılmalı ve taneler bu nedenle serin ve kuru koşullarda tutulmalıdır. Fazla miktarda tane çiçeği ve sap kırıntıları içerisinde bulunduran ambarların ayçiçeği yağı kalitesini oldukça düşürdüğü de muhakkak akılda tutulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/bugday-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 02:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hububat]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[buğday]]></category>
		<category><![CDATA[buğday üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[buğday yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik buğday]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde en çok tercih edilen tarım ürünü olan buğday dünyada da aynı unvanı kazanmayı başarmaktadır. Temel gıda malzemeleri arasında yer alan un ve buna bağlı olarak ekmek üretiminde buğday kullandığı için tüm dünyada yoğun bir şekilde buğday yetiştiriciliği yapılmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Ülkemizde en çok tercih edilen tarım ürünü olan buğday dünyada da aynı unvanı kazanmayı başarmaktadır. Temel gıda malzemeleri arasında yer alan un ve buna bağlı olarak ekmek üretiminde buğday kullandığı için tüm dünyada yoğun bir şekilde buğday yetiştiriciliği yapılmaktadır.</strong></p></blockquote>
<p>Birbirinden oldukça farklı iklim ve toprak koşullarında yetişebilen buğday ülkemizin birçok bölgesinde çiftçilerin geçim kaynağıdır. Tek yıllık bir bitki olan buğdayın yetiştiriciliğinde çok hassas davranılmasına gerek olmaz. Temel işlemler doğru bir şekilde yapılırsa verimli bir yetiştiricilik mümkün olmaktadır.</p>
<p>Yetiştiricilik ile uğramayan insanlar genellikle buğday çeşitleri hakkında bilgi sahibi değillerdir. Ancak buğday 3 temel gruba ayrılır ve her grupta farklı çeşitleri bulunur.</p>
<h2>Buğdayın İklim İsteği</h2>
<p>Dünyanın hemen her yerinde üretilebilen buğday genellikle serin ve ılık iklimleri tercih etmektedir. Kardeşlenme ve çimlenme dönemleri olarak isimlendirilen ilk dönemlerde buğday sıcaklardan hoşlanmamaktadır. Sıcaklıkların 5-10 °C aralığında, nem oranının %60’ın üzerinde olması durumunda buğday normal bir şekilde büyümeye devam edecektir.</p>
<p>Bir sonraki evresi olan sapa kalkma döneminde ise istediği sıcaklıklar 10-15 °C aralığına çıkarken istediği nem oranı minimum %66’dır. Buğday genellikle az ışık seven bir bitkidir. Çok yüksek ışık verimi düşürecektir.</p>
<p>Buğday yetiştiriciliği yıllık yağış miktarı 350-1150 mm. olan yerlerde muhteşem bir şekilde yapılabilmektedir. Alınan ürünün bol olduğu aralık ise 500-600 mm. aralığıdır.</p>
<h2>Buğdayın Toprak İsteği</h2>
<p>Buğday organik madde yönünden zengin olan toprakları sevmektedir. Killi, tınlı-killi ya da kumlu-tınlı toprak türleri buğdayın başarılı bir şekilde yetiştirilmesi için uygun olan toprak türleridir. Toprakların içerisinde kireç ve fosfor her zaman bulunmalıdır. Eğer bu maddeler yer almıyorsa gübreleme işlemleri ile bu maddeler toprağa kazandırılır.</p>
<p>Fosforlu gübre kullanımı ile zenginleşen topraklarda verim her zaman üst seviyede olacaktır. Organik madde yönünden fakir olan topraklarda buğday yetiştiriciliği yapılıyorsa ekmek ya da makarna yapımında kullanılan çeşitlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Diğer buğday çeşitleri fakir topraklarda yetiştirilemez.</p>
<p>Toprağın derin olması da son derece önemlidir. Toprak hazırlığı dönemi geldiğinde derin toprak üzerinde yapılan işlemler ile en iyi şekilde buğday yetiştiriciliği yapılabilir.</p>
<h2>Buğdayın Toprak Hazırlığı</h2>
<p>Kuru bir bölgede toprak hazırlığı yapılıyorsa toprağın nadasa bırakılması uygun olacaktır. Buğday hasadı yapıldıktan sonra toprağa bir ürün ekilmez ve tekrar uygun dönemin gelmesi beklenir. Erken ilkbaharda pulluklu sürüm işlemi uygulanmalıdır. Sonbahar ayları geldiğinde de tırmık ile toprak tekrar buğday ekimi için hazır hale getirilir.</p>
<p>Su yönünde hiçbir sıkıntı yaşanmayan topraklarda ise buğdayın çapa bitkileri ile münavebeye girer. Münavebe olması nedeniyle hasat işleminden sonra hemen topraktaki bitki kalıntılarının temizlenmesi gereli olacaktır. Temizlenme işlemine alternatif olarak özel ekipmanlar ile çok küçük parçalara dönüşecek şekilde kırılıp toprağa da katılabilmektedir. Sonbaharda tırpan ile yeni ekime hazır hale getirilir.</p>
<h2>Buğday Ekim İşlemleri</h2>
<p>Buğdayın ekim işlemleri çok zor değildir ve bu sebeple buğday en çok üretilen tarım ürünüdür. Tabi ki talebin yüksek olmasının da bunda etkisi oldukça fazladır. Ülkemizde 15 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında buğday ekimi yapılmalıdır.</p>
<p>Ekim işleminde geç kalınması verimi son derece olumsuz etkiler. Hem kışlık hem de yazlık buğday geç ekimlerden etkilenmektedir. Günlük sıcaklık değerlerinin 5-8 °C aralığında olduğu dönemlerde ekim işlemlerinin yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Kışlık buğdayın 5-8 cm derinlikle ekilmesi gerekir. Bu derinlik bitkinin gelişimi için en uygun seviyedir. Hazırlanan tohum yatağı kuru koşullarda 15-17 kg/da tohumu kaldırabilir. Sulu koşullarda bu değer 13-15 kg/da seviyesine gerilmektedir. Ekim işlemi yapılmadan önce tohumların cıvalı ilaçlar ile ilaçlanması şarttır.</p>
<h2>Buğday Gübreleme İşlemi</h2>
<p>Buğday yetiştiriciliğinde gübreleme işlemleri çok önemli bir yer tutar. Bu işlemlere başlanmadan önce toprak analizinin başarılı bir şekilde yapılması gerekmektedir. Ufuk Tarım gibi profesyonel ve tecrübeli firmalar toprak deneylerini gerçekleştirerek torağın ihtiyaç duyduğu gübre miktarını belirlemektedirler.</p>
<p>Kuru topraklarda 6-8 kg/da azotlu, 9 kg/da fosforlu gübre kullanılması gerekmektedir. Sulu koşullarda 16 kg/da azotlu, 13 fosforlu gübre kullanımı söz konusu olur. Ekim işlemleri sırasında azotlu gübrenin yarısı, fosforlu gübrenin tamamı kullanılmaktadır. Kardeşlenme başlangıcında kalan azotlu gübre verilmelidir. Azotlu gübreler toprak yüzeyine verilirken fosforlu olanlar banda verilmektedir.</p>
<h2>Buğday Sulama İşlemleri</h2>
<p>Sapa kalkma, süt olum ve başaklanma dönemleri buğdayın suya en fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerdir. Sapa kalkma aşaması Mart sonunda, başaklanma Nisan ayının başında, süt olumu ile Mayıs ayında gözlemlenmektedir. Bu üç dönemde de buğdayın sulanması gerekli olur.</p>
<p>Su sıkıntısı olan bölgelerde sulama 2 defa yapılabilecekse başaklanma ve süt olumu dönemleri tercih edilmelidir. Sulamanın 1 defa yapılacağı sıkıntılı bölgelerde ise süt olumu döneminde sulama işlemleri gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Ekim aylarının çok kurak geçtiği dönemlerde sulama işlemlerinde bu aylarda başlanmalıdır. Toprakta nem yetersiz ise Ekim ayında yapılan sulamalar ile toprağın nem kazanması sağlanmaktadır. Topraktaki nemin kontrolü için demir çubuklar kullanılabilir. Eğer demir çubuk rahatlıkla 30-40 cm. toprağa giriyorsa nem oranı yeterli görülmektedir.</p>
<h2>Buğday Hasat İşlemleri</h2>
<p>Buğday hasadı biçerdöver, orak ve tırpanla gerçekleştirilmektedir. Hasadın ne zaman yapılacağına karar verilirken dane dökme, ürünün su oranı ve makinelerin kullanılabilirliği önemli etmenlerdir. Eğer hasat işlemlerinde biçerdöver kullanılacaksa hasat işlemleri nispeten biraz daha geç yapılır.</p>
<p>Biçerdöverler ile hasat işlemi yapılırken üründeki dane su oranı %13-15 seviyesinde olmalıdır. Hasat işlemleri çok erken yapılırsa hala saplar nemli kalacaktır. Sapların nemli kalması biçerdöverin sağlıklı bir şekilde çalışmasına engel olur. Ayrıca danelerin ayrılması da güçleşecektir.</p>
<p>Hasat işlemine geç kalınırsa dane düşme miktarı yükselmektedir. Bu durum elde edilen ürün miktarının azalması anlamına gelir. Makarnalık buğday çeşitlerinin hasat işlemleri gecikirse danelerin parlaklıkları düşer ve ürün kalitesizleşmiş olur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çörek otu yağı faydaları nelerdir?</title>
		<link>https://airagro.com.tr/corek-otu-yagi-faydalari-nelerdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2021 16:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Aromatik Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çörekotu]]></category>
		<category><![CDATA[çörekotu tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[çörekotu üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[çörekotu yağı]]></category>
		<category><![CDATA[çörekotu yetiştiriciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[Binbir derde deva olan çörek otu yağının faydaları saymakla bitmiyor. Sedef, akne, vitiligo gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan çörek otu yağı bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Peki çörek otu yağının faydaları neler, zararları var mı? Çörek otu yağı nasıl kullanılmalıdır? İşte tüm detaylar...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Binbir derde deva olan çörek otu yağının faydaları saymakla bitmiyor. Sedef, akne, vitiligo gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan çörek otu yağı bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Peki çörek otu yağının faydaları neler, zararları var mı? Çörek otu yağı nasıl kullanılmalıdır? İşte tüm detaylar&#8230;</strong></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1018" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-300x200.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-120x80.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-240x160.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-360x240.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4-480x320.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corek-otu-yagi-faydalari-4.jpg 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="color: windowtext;">Çörek otu, Güneybatı Asya&#8217;ya özgü bir bitki olan Nigella sativa tohumlarından elde edilir. Çörek otundaki esas etkiyi “Timokinon” adı verilen kilit bir bileşik sağlamaktadır.</span></p>
<p>Timokinon, Nigella sativa tohumunun uçucu yağından elde edilen aktif bileşik olup, yüksek miktarda antioksidan içermektedir.</p>
<p>Timokinon, düşük yan etkileri ile diğer yağlara göre çok daha rahatlıkla kullanılabilmektedir. Çörek otuna alerjisi olmayan kişiler doğru oranlarda olmak koşuluyla, çörek otunu her gün tüketebilirler. Çörek otu yağının da bilinçli bir şekilde ve doğru formda kullanılması önemlidir.</p>
<blockquote><p><strong><span style="color: windowtext;">Son yapılan araştırmalar çörek otu yağının özellikle alerjik hastalıklar üzerindeki olumlu etkisini iyice kuvvetlendirmiştir. Soğuk sıkım çörek otu yağının vücuttaki yangı-iltihaplanmaya karşı koruyucu, alerji önleyici ve ağrıyı azaltıcı etkisi vardır.</span></strong></p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1020" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-300x169.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-600x338.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-768x432.jpg 768w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-120x68.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-240x135.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-360x203.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-480x270.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651-820x462.jpg 820w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/corekotu-yagi-shutter_16_9_1583927651.jpg 865w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Amerika’da yayınlanan bir çalışmada, çörek otu yağının burun tıkanıklığı, burun akıntısı, kaşıntı ve hapşırmayı azalttığı belirlenmiştir.</p>
<p><span style="color: windowtext;">Bağışıklık sistemi üzerine yapılan başka bir çalışmada da 4 hafta süresince her gün çörek otu tohumu tüketen kişilerin, vücudu hastalıklara karşı koruyan total akyuvar değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir artış olduğu görülmüştür.</span></p>
<p>Çörek otu, yağ şeklinde kullanılacaksa; formunun korunması için soğuk sıkım şeklinde tüketilmesi gerekmektedir. Günde 1 çay kaşığı, aç karnına tüketilebilir.</p>
<p>Çörek otunun kokusundan rahatsız olanlar geceden veya tok karna tüketebilirler. Bu tarz tohum yağları güvenilir bir şekilde kullanılabilse de, bazı özel durumlarda hassas bir yaklaşım gerekmektedir. Böyle durumlarda tüketimi kesmekte fayda vardır.</p>
<p><span style="color: windowtext;">Hamileler için kullanımı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, doktora danışarak tüketilmesi önemlidir. Çörek otu yağı, kanın pıhtılaşmasını yavaşlatabilir ve kanama riskini artırabilir. Kanama bozukluğu veya kanın pıhtılaşmasını etkileyen bir ilaç kullanılıyorsa, yine mutlaka bir hekime danışılarak tüketilmelidir. Kistik yapısı fazla olanların da çörek otu yağını dikkatli kullanmaları gerekmektedir.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kenevir nedir? Kenevir nelerde kullanılır?</title>
		<link>https://airagro.com.tr/kenevir-nedir-kenevir-nerelerde-kullanilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2021 03:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Aromatik Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir]]></category>
		<category><![CDATA[organik kenevir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=445</guid>

					<description><![CDATA[Kenevir, insanlık tarihinin en eski bitkisel ham madde kaynağıdır. Kenevir Türkiye'de Kastamonu, Samsun, Kocaeli, Adana, Amasya, Kayseri, Sivas, İzmir ve Kütahya yörelerinde iklim olarak yetiştirilmeye uygundur.Kenevir, ilaç yapımı, kağıt yapımı, yakıt yapımı, kumaş yapımı, otomotiv sektörü ve kozmetik yapımında kullanılıyor. Peki, kenevir nedir? Kenevir nelerde kullanılır?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p class="rhd-article-spot"><strong>Kenevir, insanlık tarihinin en eski bitkisel ham madde kaynağıdır. Kenevir Türkiye&#8217;de Kastamonu, Samsun, Kocaeli, Adana, Amasya, Kayseri, Sivas, İzmir ve Kütahya yörelerinde iklim olarak yetiştirilmeye uygundur.Kenevir, ilaç yapımı, kağıt yapımı, yakıt yapımı, kumaş yapımı, otomotiv sektörü ve kozmetik yapımında kullanılıyor. Peki, kenevir nedir? Kenevir nelerde kullanılır?</strong></p>
</blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-1580" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-300x169.jpg" alt="" width="560" height="315" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-300x169.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-600x338.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-120x68.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-240x135.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-360x203.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum-480x270.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kenevir-tohum.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 560px) 100vw, 560px" /></p>
<p><strong>Kenevir</strong> <em>Cannabaceae</em> familyasına ait, tek yıllık bitki cinsidir. Saplarında bulunan lifler iplik, dokuma ve kumaş yapımında, hamurlu kısmı ise kâğıt yapımında kullanılan kenevir, insanlık tarihinin en eski bitkisel ham madde kaynaklarından biri olarak biliniyor.</p>
<p>Ana vatanı Orta Asya olan kenevir yapı olarak sert, çalımsı, gövde içi boş, palmat yapraklı, dioik ve tek yıllıktır. Bunun yanından lifleri dayanıklı ve oldukça uzundur. Bu özelliği nedeniyle çuval, halat çanta, ağ yapımı gibi alanlarda sıklıkla tercih edilir. Kenevir çok güçlü bir bitkidir ve üretiminde ilaç kullanımına neredeyse hiç ihtiyaç duyulmaz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-1591" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-300x134.jpg" alt="" width="557" height="249" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-300x134.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-600x268.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-120x54.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-240x107.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-360x161.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4-480x215.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-4.jpg 642w" sizes="auto, (max-width: 557px) 100vw, 557px" /></p>
<p>Kenevirin yaprakları ise ilaç ve kozmetik sektöründe değerlendiriliyor. Kenevirin yaprakları ve liflerinin yanı sıra tohumları da değerlendiriliyor. Kenevir tohumları, oldukça yağlı olması açısından yakıt ve oldukça besleyici olması açısından da gıda olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Selüloz açısından çok zengin bir odunsu bitki olan kenevirin, lifleri ise petrol yan sanayi ürünü olan sentetik lifler dünya çapında yaygınlaşmadan önce bütün dünyada lif kaynağı olarak kullanılmıştır.</p>
<p>Kenevir Türkiye&#8217;de Kastamonu, Samsun, Kocaeli, Adana, Amasya, Kayseri, Sivas, İzmir ve Kütahya yörelerinde iklim olarak yetiştirilmeye uygundur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-1587" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-300x150.jpg" alt="" width="552" height="276" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-300x150.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-600x300.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-120x60.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-240x120.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-360x180.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3-480x240.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/kenevir-3.jpg 660w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></p>
<h4><strong>ERKEK KENEVİR BİTKİSİNİN FAYDALARI</strong></h4>
<ul>
<li>İpliği antibakteriyeldir. İpliğinden yapılan kumaşlar medikal sanayi dahil yüzlerce yerde kullanılabilinir.</li>
<li>Kenevir elyafı inşaatlarda izolasyon malzemesi olarak kullanılır.</li>
<li>Kenevirden suntadan sağlam tahta (fibreboard) yapılır.</li>
<li>Kenevirden yapılmış doğal çimentodan su karıştılıp kalıplara dökülerek inşaat tuğlası yapılır. Tuğladan, betondan daha hafiftir ve daha sağlamdır. 600 yıl dayanıklıdır.</li>
<li>Ses geçirmez mataryeldir.</li>
<li>Keneviri izolasyon maddesi olarak kullandığınızda yakıt tüketimini azaltırsınız</li>
<li>Ateşe dayanıklıdır. Bu materyalden yapılan evler yalnız sağlıklı değil daha güvenlidir.</li>
<li>Bataklık kurutmada çok etkilidir.</li>
<li>Radyasyon temizleyicidir.</li>
<li>Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.</li>
<li>Derine inen kökleri toprağın havalandırılmasını sağlar</li>
<li>Bir ağacın beş katı daha fazla çevreye oksijen yayar.</li>
<li>Kağıt yapılmaya ağaçtan daha uygun olduğu için ormanları korur.</li>
<li>Tohumu omega kompleksleri bakımından zengin ve besleyicidir.</li>
<li>Tohumunun yağı bir çok hastalığa iyi gelir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimyon Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/kimyon-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2021 02:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Aromatik Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kimyon]]></category>
		<category><![CDATA[kimyon üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kimyon yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik kimyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=439</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizin yemek kültürü son derece gelişmiştir. Kültürün içerisinde yer alan önemli yemeklerin tamamında baharattan söz etmek mümkündür. Yemek kültürümüz baharatın her zaman yemeklere lezzet kattığı düşüncesini oluşturmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Ülkemizin yemek kültürü son derece gelişmiştir. Kültürün içerisinde yer alan önemli yemeklerin tamamında baharattan söz etmek mümkündür. Yemek kültürümüz baharatın her zaman yemeklere lezzet kattığı düşüncesini oluşturmaktadır.</strong></p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1602" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-300x200.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-600x400.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-768x512.jpg 768w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-120x80.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-240x160.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-360x240.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-480x320.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi-820x547.jpg 820w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/kimyon-yetistiriciligi.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Kimyon da mutfaklarımızda sürekli olarak kullanılan baharatlardan bir tanesidir. Kimyon yetiştiriciliği için kendisi ile aynı ismi taşıyan bitkinin yetiştirilmesi gerekli olmaktadır. Ülkemizde üretilen kimyonlar sucuk imalatında bolca kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra ilaç ve boya sanayiinde de sıklıkla tercih edilen ürünler arasında yer alır.</p>
<p>Üretilen kimyonun tamamı ülke içerisinde kullanılmaz. Dünyanın birçok yerine ihraç söz konusu olmaktadır. Amerika ve Avrupa kıtasına büyük oranda kimyon gönderilir. Aynı zamanda Arap ve Körfez ülkelerinden de yoğun talep alınmaktadır.</p>
<h2>Kimyonun İklim İsteği</h2>
<p>Kimyonun iklim isteği incelendiğinde yazların sıcak, kışların soğuk geçtiği iklimleri sevdiği gözlemlenecektir. Ülkemizde kimyon üretiminin çok fazla olmasının başlıca sebeplerinden bir tanesi iklim isteğidir. Birçok bölgemizde hakim olan karasal iklim kimyon yetiştiriciliği için son derece uygundur. Eskişehir, Kütahya ve Afyon bölgelerimiz uygun iklimi rahatlıkla sunar.</p>
<h2>Kimyonun Toprak İsteği</h2>
<p>Kimyon nazik ve hafif bir bitki oluşu yumuşak, ot getirmeyen ve kaymak bağlamayan toprakları sevmesine sebep olmaktadır. Kendisi gibi toprağın da hafif olması istenmektedir. Özellikle ham halde olan ve yeni açılan topraklarda kimyon gayet verimli bir şekilde yetiştirilmektedir. Çorak ya da kepir olarak tanımlanan topraklarda da yetişebilir ancak yıllık yağışın yeterli olması şarttır.</p>
<h2>Kimyon Gübreleme İşlemleri</h2>
<p>İnsanlar için nemli bir geçim kaynağı olan kimyon yetiştiriciliği gübreleme işlemlerine ihtiyaç duymaktadır. Azotlu ve fosforlu gübrelerin kullanılması ve bu şekilde toprağın ekime hazır hale getirilmesi gerekmektedir. Fosforlu gübre ekim işleminden önce toprağa kazandırılır. Azotlu gübre ise dönüme 10-15 kg. gelecek şekilde ekimden sonra serpilmektedir.</p>
<h2>Kimyon İçin Toprağın Hazırlanması</h2>
<p>Orta Anadolu bölgemizde kimyon yetiştirilirken münavebeye girilmektedir. Genelde kimyon ekimi hububattan sonra gerçekleşir. Bu sebeple de kimyon ekiminden önce hububattan kalan sapların yakılması gerekli olacaktır. Yakılan saplar toprağın 15-20 cm. derinliklerine aktarılmalıdır. Bu sayede toprak kimyon için hazır hale gelmiş olur.</p>
<h2>Kimyon Ekim İşlemi</h2>
<p>Ekim işlemlerinde genellikle mibzer kullanımı söz konusu olmaktadır. Eğer arazi çok dar ise mibzer kullanılmaz ve serpme yöntemi ile kimyon ekimi gerçekleşir. Ekim işlemlerinde her bir dekar için 10 kg. fenni gübre ve 1 kg. tohum kullanılmalıdır. Gübre ile tohum iyice karıştırılarak ekim işlemi yapılır. Tohumların toprağın 2-3 cm. derinliğine ekilmesi yeterli olacaktır.</p>
<h2>Kimyon Bakım İşlemi</h2>
<p>Kimyon ekim işlemlerinin üzerinden 30-40 gün geçtikten sonra kimyon bitkisi yüzeye çıkmaya başlayacaktır. Kimyon hiç ot getirmeyen tarlaya ekilirse bakım süreci son derece kolay geçer. Hali hazırda kimyon büyümeye başladığında yabancı otlar da etrafında büyüyecektir. Mayısın ilk 2 haftasında bu otların elle yolunması ya da ilaçlanması gerekir.</p>
<h2>Kimyon Hasat İşlemi</h2>
<p>Kimyon Haziran ayı geldiğinde çiçeklenmeye başlayacaktır. Temmuz ayına girildiğinde ise renk değişimleri başlar. Rengi yeşilden mat bir kahverengine dönecektir. Kimyon yetiştiriciliği hasat dönemi tam da bu renk değişiminin tamamlandığı dönemdir. Hasat işleminde genellikle biçerdöverler kullanılır. Sonrasında harmanı da yapılmaktadır ve harman işleminin gerçekleştirilmesi oldukça yorucudur.</p>
<h2>Kimyonun Verimi</h2>
<p>Kimyon yetiştiriciliğinde alınan verim birçok insanın merak ettiği konular arasında yer alır. İnsanların bu bitkiyi üretmeye karar vermesi için veriminin ne seviyede olduğunu görmesi ve buna göre hesabını yapması gereklidir. Doğru işlemler uygulandığı takdirde bir dekarlık ekimden 50 kg ile 80 kg. aralığında verim almak mümkündür. Verimin artması için dar alanlarda ekim yapılması gerekir. Bakım işlemlerinin de kusursuz olması şarttır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kiraz Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/kiraz-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 15:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meyvecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[kiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kiraz üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kiraz yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik kiraz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=257</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada kiraz tüketimi her geçen yıl artış göstermektedir. Kiraz yetiştiriciliği konusunda Türkiye, İran, Amerika ve İtalya söz sahibi olan ülkeler olarak gösterilebilir. Ülkemiz değişken iklim özelliklerine rağmen dünya kiraz üretiminde önemli ortaklardan bir tanesidir. Dünyada ihtiyaç duyulan kirazın önemli bir kısmı Türkiye’de üretilir. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Dünyada kiraz tüketimi her geçen yıl artış göstermektedir. Kiraz yetiştiriciliği konusunda Türkiye, İran, Amerika ve İtalya söz sahibi olan ülkeler olarak gösterilebilir. Ülkemiz değişken iklim özelliklerine rağmen dünya kiraz üretiminde önemli ortaklardan bir tanesidir. Dünyada ihtiyaç duyulan kirazın önemli bir kısmı Türkiye’de üretilir. </strong></p></blockquote>
<p>İzmir, Manisa, Konya, Afyon, Isparta ve Denizli kiraz üretiminde ilk sıralarda sayılan şehirlerimiz olarak gösterilebilir. Kiraz yetiştiriciliği bu illerimizde önemli bir geçim kaynağı olarak görülür. Kirazın dikim aşamasından hasat aşamasına kadar birçok farklı ayrıntısı yer almaktadır. Eğer gerekli tüm adımlar atılırsa kirazdan iyi bir verim almak ve üst düzeyde kazanç sağlamak mümkün olur.</p>
<h2>Hangi Kiraz Çeşitlerinin Yetiştiriciliği Yapılabilir?</h2>
<blockquote><p><strong>Dünya üzerinde yer alan kiraz çeşitleri oldukça farklıdır. Bu çeşitlerin büyük bir çoğunluğu ülkemizde de yetiştirilmeye uygun ürünlerdir. Ancak ülkemizde en çok üretilen kiraz çeşidi belidi ve bu kiraz Avrupa’da Türk kirazı olarak isimlendirilmektedir. Kiraz yetiştiriciliği yapan vatandaşlarımızın büyük bir kısmı bu çeşidi tercih eder. </strong></p></blockquote>
<p>Türk kirazı olarak isimlendirilen kiraz çeşidinin belli başlı özellikleri yer alır. Her zaman iri, sert ve lezzetli bir meyvesi bulunur. Çatlamaya karşı oldukça dayanıklı bir üründür. Sap yapısı uzundur ve her zaman yeşil renktedir. Taşımacılık işlemlerine karşı oldukça dayanıklı olması dünyanın birçok farklı noktasına ihraç edilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden her yerde Türk kirazı olarak bilinir.</p>
<p>2011 senesinde ülkemizde Davraz kirazı olarak isimlendirilen bir çeşit de üretime sunulmuştur. Bu kiraz türünün üretimi de her geçen gün artış gösterir. Erkenci bölgelerde yer alan kişiler için Turfanda ve Early Burlat isimleriyle bilinen kiraz çeşitleri de uygun olacaktır. İşlemeye yönelik kiraz çeşitleri arasında ise Starks Gold ismi ön plana çıkar.</p>
<h2>Anaç Olarak Hangi Ürünler Kullanılabilir?</h2>
<blockquote><p><strong>Ülkemizde anaç olarak kullanılan farklı ürünler bulunur. Tohum anaçları araştırıldığında karşımıza iki farklı tür çıkar. Bunların ilki kuşkirazı olarak isimlendirilmektedir. Diğer seçenek ise İdris olarak isimlendirilen ürünlerdir. Her iki tohum anacı da istenen verimi sunabilir. Ancak yetiştirme aşamasında aralarındaki küçük farklardan bahsetmek mümkündür.</strong></p></blockquote>
<p>Tohum anaçlara ek olarak klon anaçlar da yer almaktadır. Dünya üzerinde aktif olarak kullanılan 5 çeşit klon anaç bulunur. Bunlar, Mazzard F12/1, SL-64, Gisela-5, Ma x Ma 14 ve Tabel edabriz olarak isimlendirilmektedir. Anaç olarak bu ürünler de kullanılabilir. Özel topraklarda bu ürünleri kullanmak son derece yüksek bir verim alma açısından önemli bir hamle olacaktır.</p>
<h2>Kiraz Yetiştiriciliğinde Döllenme</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz yetiştiriciliğinde bahçe tesisi oluştururken en önemli etmenlerin başında döllenme biyolojisi gelir. Kiraz üretiminde verim alamayan kişilerin en büyük problemi budur. Tercih edilen kirazlar çiçek tozları ile döllenmeyi başaramazlar. Böyle bir durum söz konusu olduğunda dölleyici çeşit kirazın kullanımı gerekmektedir. </strong></p></blockquote>
<p>Dölleyici çeşit kiraz bahçedeki esas kiraz çeşidi ile iyi bir uyum yakalayan, çiçeklenme özelliği olan, son derece canlı ve bol miktarda polen oluşturan, ekonomik açıdan değerli bir kirazdır. Eğer kendine yararı olmayan kiraz çeşitlerinden bir bahçe tesisi hazırlanmışsa bu durumda tozlayıcı olarak iki farklı kiraz çeşidinin kullanılması gerekmektedir. Bu tercih edilen tozlayıcı kiraz çeşitlerinin bahçe içerisindeki oranı 1/8 olmalıdır. Eğer bahçenin son derece yüksek verim alması isteniyorsa 2 hektara 1 kovan gelecek şekilde arı kovanlarının kurulması gerekir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.ufuktarim.com/imaj/blog/kiraz-yetistiriciligi.jpg" alt="" /></p>
<h2>Kirazın İklim ve Topraktan Talepleri Neler?</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz yetiştiriciliğinde potansiyelin belirlenmesi aşamasında iklim ve çevresel faktörler çok büyük önem taşır. Kirazların çiçeklenme, meyvenin geliştiği dönem ve hasat döneminde çok doğru hava koşullarında bulunması gerekli olur. </strong></p></blockquote>
<p>Kiraz ağaç yapısı olarak yapraklarını döken bir türdür. Ağaçlar büyüme dönemlerinde sıcaklığın oldukça yüksek seviyede olmasını isterler. Kışın ise ılık havalarda iyi bir şekilde dinlenen ağaçlardır. Kirazda meyvelerin en iyi şekilde olgunlaşabilmesi için don probleminin olmadığı konumların tercih edilmesi gereklidir. Meyvede çatlamaların olmaması için hasat döneminin de yağmursuz aşılması gerekir.</p>
<p>Kış soğuklarına karşı çok fazla dayanım gösterebilen bir ürün olmayan kirazlar en çok ilkbahar donlarından etkilenirler. Kiraz için ekilen tohumlar -2 dereceye kadar dayanım gösterebilmektedir. Oldukça iyi bir düzey olduğu söylenebilse de -4 dereceye düşüldüğünde tohumların neredeyse tamamı ölecektir. Eğer kiraz çiçekleri açmışsa -2 derece sıcaklık çiçeklere ciddi zararlar verecektir.</p>
<p>Birçok meyve gibi kış aylarında soğuklamaya ihtiyaç duymaktadır. Eğer soğuklama doğru bir şekilde gerçekleşirse ilkbahar aylarındaki gelişim istenen düzeyde olacaktır. Soğuklama işlemi ağacın 7,2 derecenin altında geçirdiği süreyi ifade eder. Her yıl bu ağaçların 400 ile 1500 saat arasında değişen soğuklama ihtiyaçları ortaya çıkar.</p>
<p>Kışların uzun sürdüğü bir bölgede soğuklama süresi kısa olan bir kiraz çeşidi yetiştirilirse bu durumda kirazlar zarar görecektir. Buna karşın uzun süre soğuklama isteyen bir kiraz çeşidi kısa süreli bir kış dönemi geçirirse bu durumda da gelişiminde düzensizlikler ortaya çıkar. En az diğer durum kadar zorlayıcı bir etmendir.</p>
<p>Kiraz bahçesi içerisinde yer alan ağaçlar soğuklama döneminde soğuğa dayanıklı bir yapı çizerler. Soğuk dönemlere ihtiyaç duymaları insanların çok soğuk havalarda dahi kiraz ağaçlarının dayanabileceğini düşündürmektedir. Ancak en uzun soğuklama saatine ihtiyaç duyan kiraz ağaçları dahi -29 derecede çok ciddi zarar görmektedir.</p>
<p>Kiraz bahçeleri için kullanılabilecek toprak yapısına bakıldığında her zaman iyi bir su tutma becerisine sahip olan çeşitlerin kullanılması doğru olacaktır. Toprağın pH derececi 5,5-7,5 aralığında olursa kiraz yetiştiriciliği için son derece uygun olacaktır. Aşırı seviyede nemli olan topraklar kiraz kökleri için zararlı olabilir. Toprak kökenli mantarlar sebebiyle ağaçların ölmesi bol nemli topraklarda daha sık görülen bir durumdur.</p>
<h2>Kiraz Fidanlarının Temin Edilmesi ve Dikim İşlemleri</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz yetiştiriciliği yapılacak olan bölge iyi bir şekilde analiz edildikten sonra hangi kiraz çeşidinin kullanılacağına karar verilir. Bu kiraz çeşidi için uygun fidanların temin edilmesi gerekirken her zaman sertifikalı ürünlerin alınmasına özen gösterilmesi şarttır. </strong></p></blockquote>
<p>Eğer kiraz yetiştiriciliği yapılan bölgede kışlar ılık geçirse dikimin sonbaharda yapılması gerekir. Sert kışlar görülüyorsa dikim işleminin ilkbahar aylarında yapılması doğru olacaktır.</p>
<p>Dikim işlemine başlanmadan önce kök tuvaleti olarak isimlendirilen işlem yapılmalıdır. Fidanlar aşı parselinden söküldükleri derinlik ne ise o derinliğe dikilmelidir. Dikim işleminin tamamlanmasının ardından can suyunun verişmesi de çok büyük önem taşır.</p>
<h2>Kiraz Yetiştiriciliğinde Toprak İşleme Aşaması</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz bahçesi hazırlanırken toprak işleme oldukça önemli bir aşmadır. Toprak işlemenin çok derinlerde gerçekleşmemesi gerekir. İlk olarak toprağın havalandırılması ve yabancı otlardan temizlenmesi gereklidir. Bu işlemin yapılacağı dönem olarak ilkbahar ya da sonbahar ayları tercih edilirse sulama suyundan da faydalanılabilmektedir. </strong></p></blockquote>
<h2>Kiraz Yetiştiriciliğinde Sulama İşlemleri</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz ağacının sağlıklı bir yapıda olması ve istenen şekilde gelişmesi için sulamanın en doğru şekilde yapılması gerekir. Eğer sulama işlemi çok fazla yapılırsa kök gelişimi yavaşlamaya başlayacaktır. Fazla su toprağın içerisinde yer alan azot ve kükürdü alıp götürür. Bu da toprağın mineral yönünden geri düşmesine sebep olur ve gelişim olumsuz etkilenir. </strong></p></blockquote>
<p>Sulama işlemlerinin gereğinden daha az yapılması ise bitkilerde kuraklık stresine sebep olmaktadır. Bu stresli davranış bitkinin fotosentez yapmasını engeller. Nispeten daha az fotosentez gerçekleşir ve ağaç iyi bir şekilde gelişemez. Damla sulama tekniği kiraz yetiştiriciliği için ideal bir yöntem olacaktır. Farklı sulama yöntemlerinin kullanılması mecbursa çeşitli önlemlerin alınarak ağaçların korunması gereklidir.</p>
<h2>Kiraz Yetiştiriciliğinde Gübreleme İşlemleri</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz ağacı yetiştirilirken gübreleme de önemli bir ayrıntı olarak gösterilebilir. Eğer gübreleme işlemi olmazsa toprağın istenen düzeye gelmesi oldukça zordur. Gübreleme işlemi yapılmadan önce toprakta gerekli tahlillerin yapılması önemlidir. Tahlillerde ortaya çıkan sonuca göre gübrenin türü ve miktarı belli olur. Bu aşamada profesyonellerden yardım alınması en iyi tercihtir.</strong></p></blockquote>
<h2>Kiraz Yetiştiriciliğinde Hasat İşlemi</h2>
<blockquote><p><strong>Kiraz yetiştiriciliğinde hasat en zor aşamalardan bir tanesidir. Kirazların fiziksel yapıları ve narinlikleri hasat işleminde çok dikkatli davranılmasına sebep olur. Gerekli olgunluğa erişmiş olan kirazların günün erken saatlerinde toplanması gereklidir. Toplama işleminde kirazların yalnızca meyvesi alınmaz. Saplarının da koparılması gerekli olmaktadır. Hasat yapılırken gelecek yılın meyve gözlerine zarar verilirse verim ciddi şekilde düşer. </strong></p></blockquote>
<h2>Hastalık ve Zararlılara Karşı Mücadele Aşaması</h2>
<blockquote><p>Kirazlara zarar veren ilk etmen yaprak delendir. Yaprak delen sorununa karşı kanser yarası bulunan dalların dikkatli bir şekilde budanması gerekli olur. Eğer bu işlemler doğru bir şekilde uygulanırsa ağaç kısa sürede daha güçlü bir hale gelir. Kimyasal müdahaleler ile de yaprak delen problemi ortadan kalkabilir.</p></blockquote>
<p>Kirazlarda bakteriyel kanser problemi de sıklıkla görülür. Bu probleme karşı da kullanılabilecek iki farklı yöntem bulunur. Aşılama yöntemi ile bu sorunun yaşandığı dallara müdahale edilebilmektedir. Kimyasal müdahale de her zaman söz konusu olur. Sonbahar aylarında yapraklar dökülünce kimyasal müdahale ile birlikte bakteriyel kanser ortadan kaldırılabilir.</p>
<p>Kiraz sineği ve kiraz sülüğü olarak isimlendirilen zararlılara karşı da önlem alınması gerekmektedir. Kısaca kurtlu olarak tanımlanabilen meyvelerin düzgün bir biçimde ayrılması gerekir. Ayrılan bu meyveler toprağın derinlerine gömülerek ortadan kaldırılır. Sorunlar artıyorsa ve önlenemiyorsa devreye ilaçlama seçeneği gelecektir. Düzenli ilaçlama ile birlikte bu zararlılardan tamamen kurtulmak mümkün olur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pamuk Yetiştiriciliği</title>
		<link>https://airagro.com.tr/pamuk-yetistiriciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Air Agro]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 15:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bitkisel Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hububat]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[organik pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[pamuk üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[pamuk yetiştiriciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.demo-ninetheme.com/bon/?p=257</guid>

					<description><![CDATA[Pamuk, ya da Latince bilinen adıyla Gossypium Hirsitum, ebegümecigiller familyasına ait olup anavatanı Hindistan olan bir tür bitkidir. Yapılan çeşitli araştırmalar bundan 7000 yıl kadar öncesinde Hindistan – Çin bölgesinde çeşitli pamuk türlerinin tarımının yapıldığını ortaya koymuştur. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Pamuk, ya da Latince bilinen adıyla Gossypium Hirsitum, ebegümecigiller familyasına ait olup anavatanı Hindistan olan bir tür bitkidir. Yapılan çeşitli araştırmalar bundan 7000 yıl kadar öncesinde Hindistan – Çin bölgesinde çeşitli pamuk türlerinin tarımının yapıldığını ortaya koymuştur. </strong></p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-992" src="http://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-300x183.jpg" alt="" width="562" height="343" srcset="https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-300x183.jpg 300w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-600x366.jpg 600w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-120x73.jpg 120w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-240x146.jpg 240w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-360x220.jpg 360w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk-480x293.jpg 480w, https://airagro.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/pamuk.jpg 656w" sizes="auto, (max-width: 562px) 100vw, 562px" /></p>
<p>Pamuk bitkisi kök, sap, yaprak, çiçek ve tohumdan oluşan bir bitkidir. Türüne göre 60 ile 120 cm arasında olabilen pamuk, ağaç halinde 5-6 metre boylarına ulaşabilir. Pamuğun 30-100 cm derinliğe ve 60 – 80 cm kadar yanlara uzanan kazık köklerine sahip olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Koşulların uygun olması halinde boyu 1.5 metreye kadar ulaşabilen kökleri bulunan pamuğun özellikle Afrika’da çok yıllık ağaç şeklinde olan çeşitleri de mevcuttur. Gövdesi dik, tüylü ve dallanmış olan pamuğun yaprakları da uzun saplı ve parçalıdır. Pamuk meyvesi olgunluk döneminde bazı durumlarda açılıp bazı durumlarda kapalı kalan ve göz sayısı 5’e kadar çıkabilen bir kapsül olarak tarif edilebilir.</p>
<h2>Pamuk Çeşitleri</h2>
<blockquote><p><strong>Dışarıdan bakıldığında tek tipmiş gibi gözükse de, pamuğun da pek çok türü mevcuttur. Türkiye özelinde değerlendirmek gerekirse, ülkemizde genel olarak orta lifli pamuklar kullanılmaktadır. Bunlardan en yaygın olanlarını sıralayalım.</strong></p></blockquote>
<ul>
<li>Diamond</li>
<li>BA308</li>
<li>Beyaz Altın 119</li>
<li>Julia</li>
<li>Gloria</li>
<li>Lydia</li>
<li>Lima</li>
<li>Çukurova 1518</li>
<li>Nazilli 87</li>
<li>Maraş 92</li>
<li>Ege 7913 Carmen</li>
</ul>
<h2>Pamuğun Faydaları</h2>
<blockquote><p><strong>Pek çok alanda pek çok şekilde kullanılabilen pamuğun faydaları da oldukça fazla. Dünyada pamuk üretiminde Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Pakistan, Brezilya ve Özbekistan’dan sonra en büyük üretici olan ülkemiz pamuğa ulaşım kolaylığıyla bu yararlardan faydalanma noktasında en şanslı ülkelerden bir tanesi.</strong></p></blockquote>
<p>Gelin nasıl yetiştirildiğiyle alakalı detaylara geçmeden önce, birlikte pamuğun faydalarına göz atalım.</p>
<ul>
<li>Pamuğun ateş düşürücü bir etkisi vardır</li>
<li>Kabızlığı giderir</li>
<li>Regl dönemlerini düzenleyici etkisi vardır</li>
<li>Cildi yumuşatmaktadır</li>
<li>Kas gevşeticidir</li>
<li>Kan dolaşımını hızlandırır</li>
<li>Hazımsızlığı gidererek sindirime yardımcı olur</li>
<li>Bağırsak çalışmalarını düzene sokar</li>
<li>Açık yaraları hızlıca kapatır</li>
</ul>
<h2>Pamuk Yetiştiriciliğinin Püf Noktaları</h2>
<blockquote><p><strong>İnsan yaşamındaki yeri ve faydaları sayesinde hem dünya hem de Türkiye ekonomisinde büyük yer kaplayan pamuğun yetiştiriciliği her geçen yıl daha da önem kazanır bir hale gelmektedir. Bu nedenle bizler de, pamuk yetiştiriciliği yapmak isteyen tarımcılara rehber olması amacıyla bu yazıyı hazırladık.</strong></p></blockquote>
<p>Pamuk yetiştiriciliğinde göz önüne almanız gereken ilk şey pamuğun sıcağı sevdiğidir. Buna bağlı olarak pamuk genellikle sulu ortamlarda yetiştirilen bir bitki olarak öne çıkmaktadır. 120 ile 200 gün arasında değişen büyüme süresinin kesinlikle don geçirilmeden atlatılması büyük önem taşımaktadır. Ortalama ısının 15 dereceden az olduğu yerlerde pamuk yetiştirilemeyeceği bilinmelidir.</p>
<p>Bunlarla birlikte bitkinin su ihtiyacı da bölgenin sıcaklık seviyesine göre artmaktadır. Ne kadar sıcak bir bölgede yetiştirme yapıyorsanız bitkinizin o kadar suya ihtiyacı var demektir. Bu sebeple normal yağışla elde edilemeyen su miktarı muhakkak sulama yoluyla kapatılmalıdır.</p>
<p>Pamuğun toprak isteği ise süzek ve alüvyal topraklar olarak öne çıkmaktadır. Buna rağmen pamuk, pH değeri 6.5 ile 7.5 arasında değişen orta dereceli topraklarda da yetişme kabiliyeti gösterebilmektedir.</p>
<p>Bu noktalara dikkat ettikten sonra değineceğimiz kısım pamuğun yetiştirme teknikleridir. Burada bilinmesi gereken nokta pamuk tarımında ekim nöbetinin mutlaka gerekli olduğudur. Pamuk ekiminin yapılmadığı yıllarda tarlada bulunan diğer bitki türünden pamuk kadar bir gelir sağlayabilme, toprağın iyi tesviye edilememesi ve kış yağışları gibi etkiler ekim nöbetini güçleştiren ve dikkat edilmesi gereken etmenler arasındadır.</p>
<p>Tarım yaptığınız bölgenin toprak özelliklerine, iklimine ve pazar durumuna bağlı olarak pamukla yapılacak ekim nöbetine baklagiller, patates, hububat, yer fıstığı, mısır, çeltik ve yem bitkilerinden biri veya birkaçı girebilir.</p>
<p>Pamuk tarımına başlamadan önce toprak hazırlığını doğru şekilde yapmanız da büyük önem taşımaktadır. İlk etapta toprağın 25-30 santimetrelik derin sürüm ile alt üst edilmesi gerekmektedir. Derin sürüm, topraktaki yabani köklerin imhasını, bitki artıklarının toprağa karışarak organik madde oluşturabilmesini, toprağın havalanmasını, toprağın gözenekliğinin ve ve su tutma kabiliyetinin artmasını ve mikroorganizma faaliyetlerinin artmasını sağlayarak toprağın daha verimli hale gelmesini sağlayarak daha kolay bir işleme sürecine ön ayak olur. Bunun yanında pamukta toprak hazırlığı öncesinde ekilen ön bitkinin çeşidine göre en az 1 yıl öncesinde yapılmalıdır.</p>
<p>Pamuk Hasadından Sonra Toprak Hazırlığı: Pamuk hasadını takiben pamuk bitkilerinin sapkeserlerle küçük parçalara kesilmesi ile birlikte tarla 25-30 cm’lik derinlikte sürülür.</p>
<p>Buğday Hasadından Sonra Toprak Hazırlığı: Ektiğiniz ön bitki buğdaysa, buğday hasadını takiben tarla anız tavında iken derin sürüm yolu ile toprak hazırlığına başlanmalıdır. Bu başlangıcın ardından son baharda ilk yağışın düşmesiyle birlikte toprağın tava gelişiyle 10 – 15 cm’lik derinlikte sürüm yapılmalıdır. Bu sürüm sayesinde arta kalan kesekler parçalanır ve dış devresinde oluşan otlar imha olur. Bu işlemden sonra tarlayı doğru şekilde ekime hazırlamak da oldukça önemlidir. İyi bir tohum yatağının hazırlanması için 2-3 tapanın çekilmesiyle toprağın bastırılması gerekmektedir.</p>
<p>Pamuk yetiştiriciliğinde bir diğer önemli unsur ekim zamanını doğru ayarlamaktır. Yazımızın önceki kısımlarında belirttiğimiz şekilde iyi olarak hazırlanmış normal tavlı bir toprağın sabah 8’deki ısısı 15 dereceye ulaşmışsa ve önünüzdeki 4-5 gün için normal bir hava seyri tahmin ediliyorsa ekim yapmak için doğru zamandasınız demektir. Hatta bu fırsatı kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederiz.</p>
<p>Genelde belirttiğimiz koşulların sağlanması ilkbaharı bulduğundan, pamuk ekim devresi genelde 20 Nisan ile 15 Mayıs arası olarak işlenmektedir. Bu hava ve toprak şartlarını sağladıktan sonra ekimin genellikle mibrezle ve sırayla yapıldığı bilinmektedir. Genel olarak sıra arasının 60 – 80 cm bırakılması makbuldür. Buradaki önemli ayrıntı, çapalama ve bakım işleri makinelerle yapılacaksa bu aralığın 65 ile 70, hayvanlarla yapılacaksa 50 ile 60 arasında olması gerektiğidir.</p>
<p>Dekar alana atılacak olan 5-6 kilogramlık tohum sizin için yeterli olacaktır. Bunlarla birlikte, pamuk tohumunun derine ekilmemesi gerekmektedir. Pamuk için ideal ekim derinliğinin 4 ile 5 santim olduğu bilinmelidir. Çok derine ekim yapılması halinde çimlenme azalma gösterecektir. Buna rağmen toprağınız hafifse, tavın çabuk kaybolma riskinden ötürü biraz daha derine ekim yapabilirsiniz. Ağır topraklarda ise ekimin kesinlikle yüzeye yakın şekilde yapılması gerekmektedir.</p>
<h2>Pamukta Gübreleme, Sulama ve Bakım</h2>
<blockquote><p><strong>Ekiminizi gerçekleştirdikten sonra bitkinizin doğru ve verimli bir şekilde gelişebilmesi hem mevcut hem de gelecek hasatlarınız için önem taşımaktadır. Bu nedenle ekimden sonra bitkinize yapacak olduğunuz bakımlarda doğru metotları izleyip uygulamanız bitkinizin ve dolayısıyla sizin yararınıza olacaktır.</strong></p></blockquote>
<p>Çoğu bitkinin kendine has yetiştirme tarzlarının olduğunu siz de biliyorsunuz. Buna bağlı olarak pamuğun da gübrelenmesi, sulanması ve bakımı noktasında kendisine has çeşitli ihtiyaçları ve püf noktaları mevcuttur. Dilerseniz bu püf noktalara ve nasıl uygulanacaklarına pamuğun nasıl gübrelenmesi gerektiği konusuyla başlayalım.</p>
<ul>
<li><strong>Gübreleme</strong></li>
</ul>
<blockquote><p><strong>Öncelikle pamuk üzerinden arzu edilen verimin sağlanabilmesi için pamuğa dengeli ve yeterli bir gübrelemenin yapılması şarttır ve büyük bir gereklilik taşımaktadır. Bu noktada sizlerin de aşina olduğu iki suni gübre çeşidinin pamuğa uygulanması konusunda çeşitli noktalar mevcuttur.</strong></p></blockquote>
<p>Öncelikle azotlu gübre pamuğa zamanında ve doğru şekilde verildiği takdirde pamuğun verimini ve kalitesini kesin olarak arttırmaktadır. Azotun eksik olması pamuğun boylanması düşer, dallanması azalır ve çiçek ve meyve adedinde büyük bir düşüş meydana gelir. Bununla birlikte bitkinin rengi açık yeşil bir hal almaya başlar ve yapraklardaki damarların aralarının sarardığı gözlemlenir.</p>
<p>Tüm bu olumsuz etkilerden korunmak için toprak tahlilinin yapılması ve buna uygun şekilde gübrelemenin gerçekleştirilmesi gerekir. Azotlu gübre uygulaması genel olarak dekar alana toplam 30 kg olan, 20-20’lik kompoze gübrenin pamuk mibzeriyle ve ekim yoluyla banda verilmesi suretiyle gerçekleştirilir.</p>
<p>Bu uygulama sayesinde pamuk için gerekli olan fosforlu gübrenin tamamı ve azotlu gübrenin yarısı verilmiş olur. Bunun yanında pamukta çiçeklenmeye ön ayak olan fosfor, toprak tarafından tutunduğundan dolayı yıkanma tehlikesi yaşamaz. Bitkinin fosfor ihtiyacı bu noktada tespit edilmeli ve fosforlar dekar alana 7 kg’lık saf madde olarak verilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sulama</strong></li>
</ul>
<blockquote><p><strong>Gübrelemenin ardından dikkat edilmesi gereken nokta ise sulamadır. Pamuktan adedi bol ve verimi yüksek bir hasat sağlanabilmesi için sulamanın doğru şekilde ve çok dikkatli bir biçimde yapılması elzemdir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de bitkinin ve toprağın özelliklerini çok iyi bilmek; sulama aralığı, sulama zamanı, sulamada verilecek su miktarı ve sulama yöntemi gibi noktalarda kesinlikle tereddütte olmamak gerekmektedir.</strong></p></blockquote>
<p>Bitkinin 180 santimetreye kadar inebildiğinin ancak kök gelişiminin 20 – 60 cm derinlikteki toprak tabakasında gerçekleştiğinin bilinmesi doğru sulama yönteminin bulunması için aklımızda tutmamız gereken ilk bilgi olarak karşımıza çıkıyor. Buna bağlı olarak pamuğun yıl boyu ihtiyaç duyduğu suyun %60’ını 60 cm’lik kısımdan aldığını da bilmemiz gerekir. Bu yüzden ilk devrelerde verilecek su miktarının az olup, verilen su miktarının zamanla ve kademe kademe artış göstermesi en sağlıklı olanıdır.</p>
<p>Bu noktada sulamanın erken yapılması pamuğun gelişimini engelleyip tarak ve çiçek oluşumunu azaltacağı gibi geç yapılması da bitki gelişimini durdurur. Bu durumda doğru sulama zamanını tespit edebilmek çok önemlidir. Bu tespit de bitkinin görünümüne bakılarak yapılabilir. Gelişimin yavaşlaması ve olgun yaprakların kirli açık yeşil bir hal almasının yanı sıra yaprak ısısının artıp çiçek adedinin azalması ve yapraklardaki pörsümenin sabah saatlerinde de gözlemlenebilmeye başlamasıyla sulama zamanının geldiğini anlayabilirsiniz.</p>
<p>İlk sulama bölgenize de bağlı olarak mümkün olduğunca geciktirilmeli ve ekimden 40-45 gün kadar sonra yapılmalıdır. Bu da genellikle haziran ayı başına denk gelir. Bunun yanında kozaların olgunlaşma döneminde yapılacak sulamalara da oldukça dikkat etmek gerekir. Bu sulamalar abartısız ve sadece kozanın beslenmesini sağlayacak ölçüde olmalıdır.</p>
<p>Pamuk bitkisinin sulamasına kozalarının %10’u açtığında artık devam etmemek gerekmektedir. Bu da genel olarak aşağı yukarı eylül ayı başlarına tekabül etmektedir. Pamuk sulamasında toprağın doyurulması gereken alanı ilk 90 santimetrelik alandır. Pamukta özellikle tercih edilen ve yararlı olan sulama metotu, karık usulü sulama metodudur.</p>
<ul>
<li><strong>Bakım</strong></li>
</ul>
<blockquote><p><strong>Gübreleme ve sulamanın ardından pamuk yetiştiriciliğinde pamuğun bazı bakım işlerinin doğru şekilde yapılması da büyük önem arz etmektedir. Bu noktada tarlaya atılan fazla tohum nedeniyle oluşabilen bitki fazlalığının sıra üzerinde belli aralıklar oluşturularak azaltılması işlemi olan seyreltme işlemi uygulanmalıdır.</strong></p></blockquote>
<p>Bu seyreltme işlemi sırasında zayıf veya hastalıklı bitkiler kökleriyle birlikte çıkarılmalı, buna rağmen pamuk bitkileri ise aynı mesafede bırakılmalıdır. Bu mesafe genellikle 10-15 cm arasında değişmektedir ama bu mesafeyi ayarlarken bölge şartlarına dikkat etmeniz çok önemlidir. Seyreltme zamanını iyi ayarlamak da büyük önem taşır. Erken yapılan seyreltme toprak zararına ve kurtlanmaya sebep olabilmekte birlikte geç yapılan seyreltme ise bitkinin gelişimini önleyerek kök sisteminin büyük zararlar görmesine sebebiyet verebilir.</p>
<p>Pamuğun çıkışından itibaren ise yabancı otların yok edilmesi için sürekli olarak bu yabancı otlarla mücadele edilmesi gerekir. Bunun yanında tarlanızın otlanma durumuna göre pamuğa bir veya iki defa el çapası uygulanması gerekir. Traktörün sıra aralarına girme zamanı gelinceye kadar ise, sulamanın ardından toprak tava geldiğinde traktörle 1-2 çapalama işlemi yapılabilir.</p>
<p>Çapalamanın ve elle mücadelenin yetmediği noktalarda bitkinizin bakımı için ilaçlı mücadele de uygulayabilirsiniz. Bu noktada yabani ot ilacını ekimden 3-5 gün önce veya sizin durumunuza göre ekimden hemen sonra uygulayabilirsiniz. Ekimden önce veya hemen peşine uygulanacak olan ilaçlar dar ve geniş yapraklı tek yıllık otları yok ederken, ekimden sonra kullanılan ilaçların genel olarak çok yıllık otları kontrol altına aldığını bilmek gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Hasat</strong></li>
</ul>
<blockquote><p><strong>Tüm bu işlemleri uyguladınız, püf noktalara dikkat ettiniz ve sonunda hasada hazırsınız… Pamuk hasadı ülkemizde genel olarak Eylül ayı ortalarında başlar ve Ekim ayının sonuna kadar da sorunsuz şekilde devam eder. İkinci el toplaması ise ekim ayı içerisinde yapılabilmektedir. Eğer tarlanız %60 oranında koza açmışsa, birinci el hasada girişebilirsiniz demektir. Bu noktada kütlü denilen çekirdekli pamukların lifleri, çekirdeklerinden çırçır gibi çeşitli makineler yardımıyla ayrılarak işlem tamamlanır.</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
